Uzun yıllar boyunca, bir efsane interneti eline alarak, popüler psikoloji aracılığıyla yayıldı. Efsane, İnternet pornografisini izlemenin, erkeklerin, özellikle gerçek seks yapmaya çalıştıklarında ereksiyon olmakta ve sürdürmekte güçlük çekmelerine yol açtığını öne sürüyor. İddialar ayrıca, tahrik olma güçlüğünün onların giderek daha fazla aşırı pornografi izlemelerine yol açtığını öne sürüyor. Tabi ki bu teori tamamen öznel anekdotsal deneyimlere dayanmaktadır.
Sertleşme sorunlarını, mastürbasyon yerine pornografiye yüklemek tuhaf bir tez ve mastürbasyon sırasında birçok erkeğin penisini ilişki sırasında elde edilebileceğinden daha sıkı kavraması gibi davranışla ilgili çok sayıda önemli unsuru göz ardı ediyor. Bu etki ölüm tutuşu olarak bilinir ve erektril sorunlarla değil, kanıtlanmış cinsel işlev bozukluğu ile ilişkilidir. Bunun yerine, ister öldürücü kavrama nedeniyle olsun, ister kişinin vücudunun daha uzun süre dayanması için basit bir eğitimden olsun, yüksek düzeyde mastürbasyon ile pornografi arasında bilinen en yaygın ilişki, ilişki sırasında gecikmeli boşalmadır.

Erektil fonksiyonla ilgili korku hikâyeleri, erektil sorunlara yönelik damgalamanın yarattığı kaygıya dayanır. Bu damgalama, bir erkeğin ereksiyonunun, bir anlam ifade ettiğini öne süren erkeklikle ilgili çok katı, sınırlı idealler temeli üzerine inşa edilmiştir. Örneğin, ereksiyon olabilen bir erkeğin, yapamayan birinden daha erkeksi olduğunu ileri sürerler. Bu fikirler, erkekliği ve erkek cinselliğini tamamen bir ereksiyona odaklar. Bu son derece indirgeyici, verimsiz ve saçma bir durumdur.
Mastürbasyon sırasında, cinsel ilişki sırasında yaşanan sertleşme zorluklarını pornografiye bağlamak, mastürbasyon ve cinsel ilişkinin çok farklı deneyimler olduğu gerçeğini göz ardı eder. Mastürbasyon sırasında kişi yalnızca kendine odaklanabilir. Ancak ilişki sırasında, iyi bir sevgili partneriyle ilgilenmek için kendi ihtiyaçlarını dengeler. Deneyimsiz, endişeli kişiler için partnerle ilişki, oldukça zorlu bir deneyim olabilir. Araştırmalar tutarlı bir şekilde, genç erkeklerde kaygının erektil zorlukların ayırt edici belirleyicisi olduğunu bulmuştur.
Erektil zorlukların bir başka önemli belirleyicisi prezervatiferdir; eşli ilişki sırasında mevcuttur ve mastürbasyon sırasında yoktur. Prezervatif kullanımının birçok erkekte erektil mücadeleleri öngörmesi ve daha güvenli seks stratejilerine uyumu engelleyen bir faktör olması üzücü ve talihsiz bir gerçektir. Mastürbasyon sırasında çok az erkek prezervatif takar, ancak bu aslında erkeklerin prezervatifle cinsel uyarılma deneyimine alışmalarına ve prezervatif takmayla ilgili kaygı belirtilerini duyarsızlaştırmalarına yardımcı olmak için sıklıkla tavsiye edilen bir stratejidir.
Son olarak, ereksiyonlarla ilgili bu mitlerin kendisi iyatrojenik olabilir. (Sağlık personelinin tanı, tedavi ya da müdahalesi sırasında istenmeksizin ortaya çıkan durum) Örnek: Hastanın ağrısını gidermede kullanılan ağrı kesicinin, hastada, madde bağımlılığına yol açması) Kişinin ereksiyonla ilgili duygu ve korkuları aslında erektil zorluklar yaratır. Porno izlemekten daha fazla utanan erkekler, aslında eşli seks sırasında ereksiyonla ilgili güçlükleri bildirme olasılıkları daha yüksektir.
Tüm bu sebeplerden ve daha fazlasından dolayı, yıllardır ereksiyon problemlerinden interneti sorumlu tutmak sadece aptalca değil, potansiyel olarak zararlı bir gerçektir. Aslında, bu görüşlerin arkasındaki aktivizm, sosyal psikolojinin etkileri yoluyla, daha fazla anekdot yaratabilir gibi görünüyor. Ancak son olarak, bu anekdotları gerçek bir bilimsel, ölçülebilir teste sokan bir çalışma yapıldı.
Araştırmacılar, hiperseksüel olarak sınıflandırılmanın ya da olmamanın erektil tepkideki farklılıkları tahmin etmediğini bulmuşlardır. Bu nedenle, cinsel davranışlardan kaynaklanan sorun belirtileri olan erkeklerin erektil güçlükler açısından daha büyük bir riskleri yok gibi görünmektedir: Uyarılma veya ereksiyon sorunları, onların sorunlu cinsel davranışlarına katkıda bulunmuyor gibi görünmektedir. Ancak ayrıca, araştırmacılar görüşme sırasında erkeklerin pornografi kullanımı hakkında bilgi topladılar. Analizler, pornografi kullanımları ile pornografiye laboratuvarda ölçülen fizyolojik tepkileri arasında kesinlikle istatistiksel bir ilişki olmadığını buldu. Yine bu araştırmada, pornografi izleme geçmişinin erkeklerin ereksiyon sağlama becerileri üzerinde hiçbir etkisi olmadı.
Bu çalışmada, erkeklerin erektil tepkilerini tahmin eden tek bir faktör vardı: Cinsel uyarılma seviyeleri. Bu, bir kişinin ne kadar hızlı ve kolay bir şekilde açılma eğiliminde olduğunu ve cinsel uyarılmayı ne kadar bastırmaya çalıştığını ölçen bir yapıdır. Görünüşe göre, cinsel olarak kolayca heyecanlandıklarını bildiren ve cinsel uyarılmalarını engellemek için fazla çaba sarf etmeyen erkekler fiziksel olarak daha fazla uyarılır ve cinsel engellemeler cinsel uyarılmalarını değiştirmez. Bu bulgu, cinsel duyarlılığın hiperseksüel olarak tanımlanmayı ve pornografi tüketimini öngördüğünü de gösteren bir başka araştırmayı tekrarlıyor. Bu çalışma, aynı zamanda, teorinin öngördüğü gibi, olumsuz ruh halleri deneyimlediklerinde daha çok uyarılan bazı erkeklerin olup olmadığını da inceledi. Bu teori, bazı insanların depresif veya stresli olduklarında daha fazla cinsel uyarılma yaşadıklarını ve bunun daha problemli cinsiyeti öngördüğünü öne sürdü. Ancak bu çalışmada böyle bir etki bulunamadı: Farklı ruh halleri açısından ölçülebilir farklılıklar yoktu.
Bu bulgular, pornografi kullanımıyla dikkatimizin dağılmasındansa, ereksiyon sorunu yaşayan erkekleri kişisel motivasyon ve davranışsal faktörlerle ilgilenerek en iyi şekilde destekleyebileceğimizi gösteriyor. Bu adamlar, ne yazık ki, çok fazla acı çekiyorlar, muazzam bir korku ve utanç yaşıyorlar. Ereksiyonla ilgili zorluklarının kendileri ve erkeklikleri hakkında bir şeyler ifade ettiğini hissediyorlar ve bu sorunu ortadan kaldırmak için işaret edecekleri, kontrol etmeye çalışabilecekleri bir şeyler arıyorlar.
Ancak ne yazık ki, İnternet pornografisini izlemenin sorunlarına neden olduğu iddiası tamamen çürütülmüş durumda. Pornografiyi suçlamak bu adamlara yardımcı olmuyor. Bunun yerine, kaygı unsurlarını, ilişkilere yönelik tutumları ele almak ve özellikle bu erkeklerin cinsellikleri ve cinsel uyarılmaları hakkında nasıl hissettiklerini incelemek, destekleyici tedavinin odak noktası olmalı ve aynı zamanda korkularının, utançlarının ve kaygılarının kendilerinin de bu duruma neden olduğunu anlamalarına yardımcı olmalıdır.

Bir Cevap Yazın