Tarihte, aldatan kocaların hikâyeleri her zaman daha geniş yer bulmuştur. Ancak, artan sayıda kadın sadakatsizliği, yarıştan kopmamaya da devam ediyor. Her gün daha fazla kadın, kocaları dışındaki erkeklerle ilişki yaşıyor. 25 yaşın altındaki genç kadınlar ve 60 yaşın üzerindeki kadınlar her zamankinden daha fazla aldatıyor.
Bir ömür boyunca tüm erkeklerin %55-60’ı arasında olduğu tahmin edilen erkek sadakatsizliği, nispeten sabit kalmıştır. Ancak kadınların sadakatsizliği; mevcut tahminlerin, bir kadının yaşam boyu sadakatsizlik riskini %45-55 arasında gösterdiği noktaya kadar giderek arttı ve bazı araştırmacılar, kadın sadakatsizliğinin bir gün erkek aldatmasına rakip olabileceğini de öne sürüyor. Peki, neden bu kadar kısa bir süre içinde bu kadar bir artış görüldü?
İlk olarak, gerçek kadın aldatma oranları, araştırmalarda ki gibi artmış olmayabilir. Artan şey, ona dair farkındalığımızdır. Binlerce yıldır kadınlar, sadakatsizliğe yakalandıklarında korkunç sosyal cezalara maruz kaldılar. Sadakatsiz kadınlar tecavüze uğradı, fahişeliğe maruz bırakıldı, dövüldü, sakat bırakıldı, dışlandı ve boğulmadan taşlamaya kadar acımasız yöntemlerle öldürüldü. Cinsellikle ilgili araştırmaların ve bilginin arttığı son yüz yılda bile, aldatma, özellikle kadınlar için çok gizli bir davranış olarak kaldı. Aldatma tahminleri, insanların geçmişteki sadakatsiz cinsel davranışlarını kabul etme konusundaki korkuları ve utançları nedeniyle, hala geniş çapta bastırılmış tahminler olarak görülüyor.

Son yıllarda, daha fazla insan sadakatsizliği yaygın, anlaşılır, hatta normal ve beklenen bir şey olarak görüyor. Yapılan bir ankette, yanıt verenlerin yalnızca yaklaşık %22’si sadakatsizliğin yanlış olduğunu düşünürken, bu oran 1999’da bu soru değerlendirildiğinde %41’di. Bu oran 1999’da da düşüktü yüksek ihtimal. Ama bunun hakkında konuşmak yıllar geçtikçe daha güvenli hale geldi. Düşünce özgürlüğü hala tam olarak yok ama yıllar geçtikçe tabuların yıkıldığını söylemek yanlış olmaz.
Kadın sadakatsizliğine karşı katı yasalar ve sosyal yasaklar geliştirildiğinde, birçok şey farklıydı. Toplumda, kadın ve erkek arasındaki ilişkilerde, cinsellikte, üremede, ekonomide ve hukukta çok sayıda farklılık vardı. Son yüz yılda, özellikle son elli yılda kadın sadakatsizliğinde açık bir artış var. Neden? Kadınlar mı değişti yoksa toplum mu?
Bu durum, Sanayi Devrimi’ne atfedebileceğimiz en önemli değişimlerden biri. Toplumumuzun değişen ekonomik ve endüstriyel temelleri, her şeyi çok önemli iki şekilde değiştirdi. Orta ve alt gelirli ailelerin sadece tek bir aile üyesinin geliriyle geçinmesi zorlaştı. Sanayi Devrimi ayrıca kadınların ev dışında, örneğin fabrikalarda çalışması için fırsatlar yarattı. Böylece, bugün hala devam eden iki önemli değişiklik meydana geldi.
Birincisi, kadınlar artık aile üyeleri veya kocaları tarafından “denetimsiz” olarak evin dışındaydı. Basitçe söylemek gerekirse, bu artan fırsat, bugün hala sahip olduğumuz dinamiği yarattı. İnsanların tüm gününü zorlu durumlarda eşleri veya aileleri dışındaki insanlarla geçirmesi. Bu durumlar, bazen cinsel ilişkilere dönüşen yoğun iletişimler yaratır . Baştan çıkarabileceğiniz başkalarıyla etkileşime girme fırsatı yoksa, kimse sadakatsiz olmaz.
İkincisi, kadınlar kendi başlarına para kazanmaya, aileye katkıda bulunmaya ve ekonomik olarak gerekli olmaya başladıkça, bir bütün ve bireysel olarak daha fazla güç ve bağımsızlık kazanmaya başladı.

Araştırmalar, dünya çapında kadınların daha fazla cinsel bağımsızlığına izin veren kültürlerin, daha yüksek düzeyde ekonomik bağımsızlığa veya kontrole sahip olduğu kültürler olduğunu gösteriyor.
Kadınların cinsel özgürlüğünün beklenemeyeceği bir kültür olan 18. Yüzyıl İstanbul’unda Lady Montagu, varlıklı eşlerin erkek sevgilileriyle hava attığını gördüklerini yazmıştı. Bunu korkmadan yapabilirlerdi çünkü ailenin serveti ve mirası kocalarının değil, onların adınaydı.
Günümüzde yapılan araştırmalar, yükseköğrenim görmüş ve daha yüksek bireysel gelirler elde eden kadınların, sadakatsiz olma eğilimlerini daha yüksek bulmuştur. Bu kadınların kaybedecekleri çok az şey var. Paraları kendilerinin, gelecekleri bağımsız ve bunlar kocalarınınkinden çok kendi beceri ve deneyimlerine bağlı. Sanayi Devrimi’nden kaynaklanan ikinci büyük toplumsal değişim, kısmen kadının toplumdaki değişen rolü olmuştur.
Feminizm, kültürümüzde kadınların daha fazla güçlenmesine, eşitliğine ve bağımsızlığına yol açtı. Daha fazla sayıda sadakatsiz kadın için feminizmi göstermek saçma olur, ancak artan kadın sadakatsizliği, artan kadın özerkliğinin doğal bir sonucudur.
Doğum kontrolünün bu değişimde oynadığı rolü es geçmemek lazım. Kadın kontrollü, doğum kontrolüne erişimin artması, kadınların evlilik yatağının dışına çıkma becerisine büyük katkıda bulundu. Ekonomi ve bağımsızlık kadar büyük bir etkisi olmasa da yine de bir etki..
Sonuç olarak, erkekler sadakatsiz davranışlarda bulunuyorsa tabi ki kadınlarda bulunabilir. Bu feminizmin ya da sanayi devriminin getirdiği kadın özerkliğinin sonucu olmaktan çok, aynı kültür de eşit olmakla alakalıdır. Şu da unutulmamalıdır ki; gebe kalmaya yönelik biyolojik arzu, erkek sadakatsizliğinde olduğundan daha çok kadın sadakatsizliğinde itici bir etkiye sahiptir.

Bir yanıt yazın